Alman futbolu neden hep ileri gidiyor?
Dünya futbolunun devlerini çıkaran bir ülke Almanya. Yarım yüzyıldan beri futbola damga vurmuş, örnek alınan bir ülke olmuştur. Peki, Alman futbolunun bu kadar meşhur olmasındaki sebep neydi?
Alman futbolu neden hep ileri gidiyor?
Çok ön planda değildi
1950’lere gelinceye kadar Alman futbolu kendini çok gösterememişti. I. Dünya Savaşı ve devamında yaşanan ekonomik krizler. Sonrasında ise II. Dünya Savaşı’nın çıkması futbolu da kötü etkilemişti. Nasıl etkilemesin ki milyonlarca insan hayatını kaybetmiş ya da yerlerinden olmuştu. Hatta bilenler bilir iki Dünya Kupası savaş nedeniyle iptal edilmişti.
Futbola geri dönüş
1950’de savaş sonrası ilk kupa düzenlenmiş ancak Almanya katılmamıştı. 1954’te boy göstermiş, efsane Macaristan’ı finalde mağlup edip kupaya uzanmıştı. Peki, 1945’te yıkık bir ülkeye dönen Almanya nasıl olmuştu da kupaya uzanan bir performans sergilemişti?
Alman disiplini
Alman disiplini
Umut Sarıkaya’nın dediği gibi; “Almanlıktan aldığım tadı başka bir şeyden almıyorum. Belki bilardo… Yok yok Almanlık daha iyi.” Alman disiplini her alanda olduğu gibi futbolda da temel disiplinlerden ödün vermeyen, belirli bir sistem içinde gelişen bir yapı. Yani yap boz değil, 10 yıl 20 yıl sonrasını planlayan bir yapı içerisinde.
Üniversite şeklinde spor okulları
Disiplinle olmuyor tabii ki hiçbir şey. Bu disiplini eğitimle birleştirmek gerekiyor. Ülkenin pek çok eyaletinde, şehrinde üniversite tarzında spor okulları bulunuyor. Buralardan mezun olanlar sporcu değil, spor insanı olarak yetişiyorlar. Yani ilgilendikleri dalla ilgili bütün bilgi birikimini alıyorlar.
Orta büyüklükte ‘büyükşehirler’
Almanya’da ekonomik yapı ve şehirleşme çok üst düzeyde. Büyükşehir dediğimiz olgu bizdeki gibi değil. Orada 3 – 4 milyon nüfuslu büyükşehirler var. Yani tek bir yerde toplanmak yerine birçok şehre nüfus dağılmış bulunmakta. Bu da gereksiz yığılmaları ve kalabalığı engelliyor. Haliyle okullar ve şehrin topraklarından maksimum fayda sağlanıyor.
Haliyle bu durum lokalizasyonu güçlendiriyor. Büyük takımların tutulması değil de yerel takımların desteklenmesi sağlanmış oluyor. Şehrin kendi çıkardığı futbolcu daha bir candan oynuyor şehrinin kulübünde.
Kulübün sahibi taraftar
Alman futbol yapısı taraftar üzerine kurulu. Olması gereken de o tabii ki. Almanya’da yasalar gereği bir futbol kulübünün yüzde 49’undan fazlasına sahip olamıyorsunuz. Kulübün hisselerinin yüzde 51 taraftarın elinde olmak zorunda. Böylelikle taraftar ile kulüp arası bağ kuvvetlenmiş oluyor. Ayrıca lüzumsuz harcamaların önüne geçilebiliyor. Yani zengin biri gidip kulübe “Merhaba. Ben kulübü almaya geldim. İstediğimi yapar, kara paramı aklarım” diyemiyor.
Çok fazla lisanslı futbolcu
Almanya’da sadece profesyonel değil amatör düzeyde de çok fazla futbolcu bulunuyor. Bu da alt yapının kuvvetlenmesini sağlıyor. Küçük yaşlardan itibaren oynanan futbol, bir süre sonra lisanslı sporcu haline getiriliyor. Böylelikle takip edilmesi ve ülke futboluna katılması daha rahat oluyor.
Diğer ulusları entegre ediyorlar
Evet, Almanya’da da ırkçılık halen var ancak son yıllarda, en azından futbol camiasında daha esnek hale geldi bu durum. Farklı ırktan birçok isim Alman formasını giyiyor. Bu da hem kültürel, hem de sosyolojik olarak takımı ileri götürüyor.
Disiplinden kopulmuyor
Alman futbolu dediğimiz gibi disiplin üzerine kurulu. 1. dakikadan 90. dakikaya kadar futbolcular aynı ciddiyetle toplarını oynuyorlar. Yani “bir gol yedik bütün takım dağıldı” mantalitesi yok. Aksine “2 gol atıp öne geçmemiz gerekiyor” düşüncesi ile hareket ediliyor.
